Advert
Fatih Polat yazdı: "Devletin kanunu kılıçtan keskin olmalı!"
Fatih Polat yazdı:
Fatih Polat, Türk Ceza Kanunu'nun yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Advert

"Geçtiğimiz günlerde, İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu, uyuşturucuyla mücadele konusunda devletin kararlığını göstermek amacıyla “okul önlerinde gençleri zehirleyen uyuşturucu satıcılarının bacağını kırmayan polis görevini yapmamış demektir” diyerek konunun önemine dikkat çekti. Öncelikle sayın bakanımıza hakkını teslim etmek gerekiyor. Kendisinin gece gündüz demeden görevinin başında olduğuna şahitlik etmekteyiz. Bir bakmışsınız sınırın sıfır noktasında bir üs bölgesinde, bir bakmışsınız terör olayının yaşandığı yerde, bir bakmışsınız köyde, bir bakmışsınız şehirde vatandaşın yanı başında. Yani koltuğuna yapışıp kalanlardan değil, sürekli arazide halkla iç içe bir yaşantısı var. Belki de cumhuriyet tarihinin en aktif içişleri bakanıdır. Buraya kadar her şey güzel, lakin polise yetki verilmeden şerefsizlerin kolunun bacağının kırılmayacağını herkes biliyor. Askerimize ve polisimize yetki verildiği takdirde tüm suçluların; değil bacağını, kolunu, kafasını kırmaya bile muktedir olduklarını hepimiz bilmekteyiz. O nedenle polisin elini kuvvetlendirmek, görev yapma arzusunu artırmak için kanunların bu yönde düzenlenmesi gerekmektedir. Yoksa polis bir taraftan suçlu yakalayıp, savcılık ve mahkemelerde serbest bıraktıktan sonra ne poliste iş yapma hevesi kalır ne de vatandaşta adalete olan güven duygusu kalır. Maalesef ki ülkemizde kanunlar suçluları caydırıcı nitelikte değil, bu nedenle suç oranı her geçen gün artmaktadır. Sırf mahkemeye takım elbise giyip, tıraş olarak geldi diye suçlunun cezasında indirim uygulanması vicdanları yaralamaktadır. Sabıka kaydı sayfalar dolusu yer kaplayacak hale gelmiş, suç makinesine dönüşmüş kişilerin bile serbest bırakılması ve sonuçta “huylu huyundan vazgeçmez” sözünü boşa çıkarmamaya yemin etmişçesine yine suç işleyerek toplumun huzurunu kaçırmaya devam etmeleridir.

Vatandaşın muzdarip olduğu diğer bir konuda hırsızlık suçunun cezasının yok denecek kadar az olması. Düşünün ki, bir insan yıllarca dişinden tırnağından artırarak para veya ziynet eşyası biriktiriyor veya bir işletme kuruyor. Hırsızın biri gelip yılların emeğini 5 dakikada çalıp götürüyor. Sonuç sembolik bir ceza alıyor ya da hiç ceza almıyor. Bunun son örneği geçen gün başkentte yaşandı. Ankara Polisi 3 aylık takip sonucunda Organize Sanayi Bölgelerinde hırsızlık yapan bir suç örgütünü yakaladı ve ifadeleri alınan zanlılar mahkemeye sevk edildi. Mahkeme, zanlıları tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Bu karar artık hiç şaşırtıcı değil ama vicdanları yaralayıcıydı. İnsanımız “hırsızın hiç mi suçu yok hâkim bey” diye sormaktan kendini alamıyor. Bu durumda yeni bir hırsızlık vakasına müdahale etmek için poliste şevk mi kalır? İşyeri soyulan vatandaşta devlete ve adalete olan güven mi kalır? Hırsızın bir kapıdan girip diğer kapıdan elini kolunu sallayarak çıkması hem mağdur olan vatandaşa hem de emniyet birimlerimize saygısızlıktır. Türkiye dışında hiçbir ülkede suçlulara bu kadar müsamaha gösterildiğine inanmıyorum. Öyle ki ülkemizde vatan hainleri, asker ve polis katilleri, en adi ve aşağılık suçları işleyenler bile cezaevlerinde beslenmektedir. Suçluyu hak ettiği şekilde cezalandırmak adaletin ve hukukun ta kendisidir.

Sonuç olarak, Türk Ceza Kanunu yeniden düzenlenmelidir. Suçlara verilen cezaların oranı artırılarak caydırıcı hale getirilmeli ve ıslah olmayanların yeniden toplumsal hayata dönmeleri önlenmelidir. Suçluyla mücadelenin gerçekçi olabilmesi için ise emniyet güçlerinin yetkileri artırılmalıdır. Suç işlemeye yeltenen bilmelidir ki; Devletin Kanunu Kılıçtan Keskindir ve Hiçbir Suç Cezasız Kalmayacaktır!"

ETİKETLER
Ankara Gölbaşı Fatih Polat Süleyman Soylu
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert