Reklamı Geç
Advert
Advert
Kırk yıllık solcuya anlatır gibi anlattı
Kırk yıllık solcuya anlatır gibi anlattı
Başkanlık sistemi daha önce hiç bu kadar ayrıntılı açıklanmamıştı..

Son günlerin en çok tartışılan konusu olan başkanlık sistemini kimileri sonuna kadar destekliyor kimileri şiddetle karşı çıkıyor. Sistem değişikliğini destekleyenlerin de karşı çıkanların da kendilerince haklı gördükleri nedenler var. Saltanat geliyor diyenler de var, Türkiye dünyanın en büyük güçlerinden biri olacak diyenler de var. Tekliflerin mecliste oylanmasına dahi karşı çıkanlar da var, teklifleri dahi görmeden başkanlığa evet diyenler de var. Kısacası Türkiye tarihinde bir dönüm noktası olarak nitelendirilebilecek bu aşamada her vatandaşın, her grubun, her örgütün, her partinin söyleyecek bir şeyi var.

Ancak..

Gelinen son süreçte, anayasa değişikliğiyle ilgili tekliflerin meclise, oylanmak üzere getirildiği bu aşamada hala “Başkanlık ya da Cumhurbaşkanlığı Sistemi” hakkında henüz kimse net bir açıklama yapmadı. Sistem ne getiriyor, ne götürüyor? Artıları nedir, eksileri nedir? Bu soruları detaylı olarak yanıtlayan olmadı.

Konuyla ilgili Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu, Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümünde yüksek lisansı devam eden ve akademisyen kimliğiyle ön plana çıkan Ak Parti Gölbaşı Gençlik Kolları Başkanı Tarık Kuyrukçu ile özel bir röportaj gerçekleştirdik. Başkanlık sistemi hakkında kafalarda beliren tüm soru işaretlerini kendisine iletmeye çalıştık. Başkanlık sistemine karşı çıkılmasının nedenlerini ve konuya ilişkin en çok savunulan iddiaları sorduk. Kuyrukçu sorularımızı yanıtladı.

İşte o röportaj:

140 yıllık parlamenter sistem kalkıyor. Getirilen teklifle Osmanlı’dan kalan, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten, demokrasi ile Türkiye’yi kalkındıran ve imar eden parlamenter sistemin son bulduğu söyleniyor. Bu noktada meclis devreden çıkıyor mu?

Böyle bir şey söz konusu değil. Bu soruları soranlar bilinçli bir şekilde karalama kampanyası yapmak için soruyorlar. Bu coğrafyada meclis kavramının ilk örneği 1876, devamlı örneği ise 1908 tarihi ile başlamıştır. Cumhuriyetin kurulması bir başlangıç değil, 20-30 yıllık deneyimin bir sonucudur. Hatta II. Mahmut dönemindeki Ayan Meclisi’ni de sayarsak coğrafyamızdaki meclis kültürü 1800’lü yılların başına dayanıyor. Dolayısıyla yaklaşık 200 yıldır var olan meclis kavramının ve gerçekliğinin kaldırılması veya etkisizleştirilmesi gibi bir soru sadece tarih bilmeyenlerin sorabileceği bir sorudur.

“GENEL BAŞKANIN DEĞİL, HALKIN VEKİLİ OLACAK”

Cumhurbaşkanının aynı zamanda parti başkanı sıfatıyla milletvekilleri listesini hazırlayarak yasama ve yürütme yetkisini tek elde toplayacağı iddia ediliyor. Milletvekilleri baskı altında mı?

Anayasa değişikliğiyle birlikte seçim kanununda da değişikliğe gidilecek. Dar bölge gibi birçok seçeneğin de gündeme getirileceği seçim sistemi değişikliğiyle birlikte bundan sonra milletvekilleri genel başkanın değil, halkın vekili olacak. Yani halk tarafından sevilmeyen ve halkın isteklerini dikkate almayan hiç kimse milletin meclisinde var olamayacak. Bugün birçok partide milletvekilleri genel başkan tarafından belirleniyor. Fakat yeni sistemde Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle birlikte milletin vekilleri de halkın istediği vekillerden olma şansını yakalayacaktır. Başkan halk tarafından seçildiği için kendisine mecliste bir vekil kabinesi kurma ihtiyacı hissetmeyecektir. Önceki sistemde başbakan olabilmek için kendisine sadık vekil seçme ihtiyacı hisseden parti liderleri bu sistemde halk tarafından başkan seçileceği için vekiller de halkın en çok istediği adaylar arasından meclise gönderilecektir.

“TEK ADAM DEĞİL, 601 ADAM BU İŞİ YÜRÜTECEK”

Meclis tarafından güvenoyu alarak göreve başlayan ve millete karşı sorumlu olan başbakanlık makamının yok edildiği ve tüm yetkinin tek bir kişiye verildiği söyleniyor. Kanun koyucu “tek adam” mı?

Kesinlikle hayır. Meclis dediğimiz şey zaten kanun yapmak için vardır, bu bir. İki, bağımsız milletvekilleri tarafından halkın istediği kanunlar yasalaştırılacak. Halkın istediği kanunları yasalaştıran meclisin yürütme işlevini de başkan ve ekibi sağlayacak. Yani yasama ve yürütme net bir şekilde birbirinden ayrılacak. Yasayı vekiller aracılığıyla halk yapacak. Başkan hizmetkar olma anlayışı ile bu işin yürütmesini yapacak. Dolayısıyla tek adam değil, 601 adam bu işi yürütecek.

Savaş ilanı kimin iradesinde?

Başkan ve ekibi bir savaş ilan edecek ise aldıkları kararı meclisin onayına sunacaklar. Meclis savaşa gerek görebilecek çoğunlukta karar çıkarır ise başkan ve ekibi bu işin yürütülmesinden, hızlı bir şekilde organize edilmesinden sorumlu olacak. Yani meclisin onayı olmadan başkan tek başına savaş kararı alamayacak.

Meclis tatildeyken savaş durumu olursa?

Bu soruyu soranlar kesinlikle dünya tarihini ve dünya sistemini çözememiş, lokantada otururken gece 12’den sonra böyle bir soruyu aklına getirenlerdir. Dünyayı Game of Thrones dizilerinden ya da Age of Empires oyunlarından takip eden zihniyetler, dünyada her an savaş çıkarılabilecekmiş algısıyla yaşayan köstebekler bu soruların maalesef mimarları oluyorlar. Uluslararası hukuk ve uluslararası sistem içerisinde yaşadığımızı unutan bu arkadaşlar dünyayı Fatih Sultan Mehmet devrinde fethedilecek bir İstanbul gibi mi görüyorlar? Yüzde 50+1 oy ile seçtikleri başkanın akli dengesinin yerinde olmaması gerekir ki, savaş çıkarmak için meclisin tatil olmasını beklesin. Bu ise halkın yüzde 51’ine karşı ‘siz seçeceğiniz kişiyi bilmiyorsunuz, en iyi biz biliriz’ anlayışının tezahürüdür.

Kimler başkan olabilir?

Bu sistemde halkın onayını almayan, halk tarafından sevilmeyen hiç kimsenin başkan olabilme ihtimali yoktur. Halkın yüzde 51 oyunu alan herkes başkan olabilir. En basitinden rakamsal olarak vereceksek, bir kişinin başkan adayı olabilmesi için halktan en az 100 bin oy toplaması gerekir.

Başkanın görev süresi ne kadar? Saltanat mı geliyor?

Bir başkan en fazla 5 yıl görev yapabilir. Eğer tekrar aday olur ve seçilirse bir 5 yıl daha başkanlık yapma hakkı tanınmıştır. Seçimin olduğu yerde saltanatın olması mümkün değildir.

Başkan istifa ederse ne olacak?

Başkan eğer istifa ederse meclisin belirlediği süre çerçevesinde tekrar seçime gidilecektir.

Diğer adaylar çekilirse ve tek aday kalırsa?

Tek adayın olduğu durumlarda bile halkın yüzde 50’sinin oyunu alamayan aday seçilemeyecektir. Bu yüzden tekrar partilerin aday çıkarması için çalışma yapması istenecektir. Bunun kararı ise meclis tarafından verilecektir.

Meclisin denetim yetkisinin kaldırıldığı da iddialar arasında. TBMM’nin Bakanlar Kurulu’nu denetim yetkisinin kaldırıldığı, TBMM’nin gensoru bile veremediği söyleniyor. Başkan yargılanamaz mı?

Meclisin anayasada belirtilen sayısal çoğunlukta karar alması durumunda başkan ve ekibi sorumlu görüldükleri takdirde meclis araştırması, meclis soruşturması ve yazılı soru ile denetlenebilir. Bunlar açık bir şekilde anayasa değişikliği teklifinde belirtilmiştir.

Başkan yardımcıları nasıl seçilir?

Başkan bütün ekibini kendi isteği doğrultusunda oluşturur.

 

İDDİALAR

Tüm bu soruların dışında savunulan bazı iddialar da var. Başkanlığa karşı ortaya attılan birkaç iddiayı sormak istiyorum.

“YARGI HİÇ OLMADIĞI KADAR BAĞIMSIZ OLACAK”

Birinci iddia: “Yargı bağımsızlığı ortadan kalkıyor. Yargı tamamen Cumhurbaşkanına bağlanıyor.”

Türkiye Cumhuriyeti’nde kuruluşundan bugüne yargı hiç olmadığı kadar bağımsızlaşacak. İddiamızın sebebi şu: Başkanlık sisteminde, özellikle koalisyonlara çok yatkın olan ülkemizde, mecliste tek parti iktidarının çoğunluğunun elde edilememe durumu fazlasıyla aşikar olacaktır. Yani son 15 yıldır yaşadığımız durumun Türkiye’de sürekli olacağının bir garantisi yoktur. Bu şu demek, herkes zannediyor ki, halkın yüzde 50’sinin desteğini alan bir liderin partisi de sürekli yüzde 50’nin desteğini alacak. Ama bunu 7 Haziran seçimlerinde çok net bir şekilde gördük. Halkın yüzde 52 oyunu almış Cumhurbaşkanının partisi yüzde 40 oylara kadar düştü. Dolayısıyla o meclisin atadığı yargı üyesi ile halkın yüzde 50’sinin desteğini alarak seçilmiş başkanın atadığı yargı üyesinin kişisel bağlılık noktasındaki oranı aynı olmayacaktır, eğer kastedilen bir kişiye bağlı yargı ise. Keşke devlet başkanının ve meclisin farklı anlayışlardan seçilebileceği bir ortamı halkımız oluşturabilse. İşte o zaman Türkiye gerçekten çoğulcu demokrasinin hakim olduğu bir ülke haline gelirdi.

“BAŞKANIN, BAKANLIĞI KAPATMASI DEMEK, KENDİSİNİ FESH ETMESİ DEMEKTİR”

İkinci iddia: “Partili Cumhurbaşkanına yasama yetkisi veriliyor. Bakanlıklar kaldırılıyor. Eyalet kurabiliyor. Hatta keyfi olarak meclisi fesh edebiliyor, OHAL ilan edebilecek yetkilere sahip oluyor.”

Hayatımda gördüğüm en saçma iddia. Bir başkan eğer bakanlıkları kapatma noktasına giderse, bu bir akrebin kendisini zehirlemesinden başka bir anlama gelmiyor. Bir başkanın bakanlığı kapatması demek, aynı zamanda kendisini fesh etmesi demektir. Bir başkan bakanlığı kapatmaz, sadece bakanlığın görevini değiştirir. Zaten başkanlık sistemi yürütmeyi hızlandırmak içindir. Bakanlığını kapatan başkan nasıl yürütmesini hızlandırabilir. Eyalet kurma söylemine gelince, bir başkan o ülkede yönetim mekanizmasının en hızlı şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlü kılınıyor. Burada yeniden bir eyalet kuracak söylemi yasama görevini yapan meclise hakaret etmekten başka bir şey değildir. Bu söylemi kullananlar ülkenin temel meselelerindeki kararların meclisin çoğunluğu tarafından alınacağını ya unutuyor ya da kasıtlı olarak bunları söylüyorlar. Siyaset ve hukuk bilmeyenlerin iddiasından başka bir iddia değildir bu.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Halkımıza buradan şu çağrıyı yapmak istiyorum: Cumhurbaşkanlığı sistemi aynen belediye başkanlığı sistemi gibidir. Öyle ki, halkımız belediye başkanlığı sisteminden memnun değil ise gelin hep beraber belediyelerin yönetilme sistemini de değiştirelim. Fakat öyle inanıyorum belediyelerin yönetilme sistemi 150 yıllık demokrasi sürecimizde tarihsel birikimler ve kazanımların en son halini almış sistemdir. Halkımızın yerel yönetimlerin sağladığı bütün bu kolaylıkları ve hızı görerek başkanlık sistemini değerlendireceği kanaatindeyim. Unutulmamalıdır ki, halk her zaman en doğru kararı vermiştir ve bundan sonra da vermeye devam edecektir. Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.

Kaynak

 

ETİKETLER
Başkanlık sistemi parlamenter sistem anayasa değişikliği Tarık Kuyrukçu Gölbaşı Ak Parti Gençlik Kolları
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert